Çığır İlbaş

Kişisel Verilerin Korunmasında Uyum Süreci

Antalya Barosu Dergisi Ocak-Nisan 2019 sayısında Av. Yelda Gizem ASLAN & Bil. Tek. Uzm. Çığır İLBAŞ imzasıyla yayımlanmıştır. Tüm hakları saklıdır. Bu sayfaya referans vererek kullanabilirsiniz.

Kişisel verilerin korunması konusunda uluslararası kapsamda yapılan düzenlemelerin geçmişi 4 Kasım 1950 tarihli “İnsan Hakları ve Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi”ne dayanmaktadır. Temel hak ve özgürlükler çerçevesinde güvence altına alınan “Özel ve Aile Hayatına Saygı” başlıklı sözleşme maddesi, toplumsal hayatın teknoloji ile buluştuğu 1980 li yıllarda teknolojinin hukukla birlikteliğini başlatmış ve 28 Ocak 1981 tarihli “Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması” sözleşmesi ile “kişisel veri” kavramı hukuk literatüründeki yerini almıştır.

Uluslararası sözleşmeler, mevzuat geçişleri ve coğrafi konum itibariyle Türkiye Cumhuriyeti’ni de kapsayan “Kıta Avrupası” bölgesinde kişisel veri konusunda ilk ve en geniş kapsamlı düzenlemeler Almanya tarafından gerçekleştirilmiştir. Dünyada ilk veri koruma kanunu 1970 yılı Ekim ayında Almanya’nın Hessen eyaletinde kabul edilen “Veri Koruma Kanunu” olmuştur. Almanya’da ilk federal kanun ise 1977 yılında kabul edilmiştir.

Ülkemizde Kişisel Verilerin Korunmasına ilişkin ilk yasal düzenleme 26 Eylül 2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 135. ve 140. maddeleri arasında yer almaktadır. 24 Mart 2016 tarihinde kabul edilen 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde geliştirilmiş; daha spesifik olarak 1 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe giren ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından 2 Mayıs 2014 tarihinde imzalanan “Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi”nin hükümleri çerçevesinde hazırlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, her ne kadar dijital olmayan verileri ve manuel işleme yöntemlerini kapsam içine alsa da; uygulama alanı itibariyle verileri otomatik işleme tabi tutulan sistemlere ilişkin düzenlemeleri içeriyor. Günümüz teknolojisinde veri işleme kabiliyeti olan kurumsal bilişim sistemleri, İnternet servisleri ve bu sistem ve servislere erişmek için kullanılan bilgisayar, sunucu, mobil cihaz ve internete erişim yeteneği bulunan tüm cihazlar yasanın kapsamı içindedir. Verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin hak ve sorumlulukları söz konusu kanun tarafından düzenlenmiştir.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun kabulü, beraberinde taraflar açısından pek çok soru işaretini ve yapısal sorunları da beraberinde getirdi. Kanunun kabulünden önce koordinasyon ve denetim fonksiyonlarına sahip yürütme organlarının bulunmayışı yeniden yapılanma sürecini öncelikli hale getirdi ve “Kişisel Verileri Koruma Kurulu” 2017 yılı Ocak ayında görevine başladı.

Kanun, etkilediği özel ve tüzel kişiler açısından oldukça geniş bir kapsama sahip. Bu nedenle veri işleme kabiliyeti olan firmalarda yeni meslek ve kadro ihtiyaçlarını da beraberinde getirdi. Kanun hükümlerine göre, işlenen kişisel verilerin boyutuna ve işlenme niteliğine (otomatik – manuel) bakılmaksızın kişisel veri işleyen her kurum ve kuruluşta “Veri Sorumlusu” bulunması zorunludur. Kanuna göre veri sorumlusu, kişisel verilerin işlenme amacını ve yöntemini belirleyen kişidir. Yani veri işleme faaliyetinin “neden” ve “nasıl” yapılacağı sorularının cevabını verecek olan kişidir. Bu nedenle kişisel verilerin işlenmesiyle ilgili bir uyuşmazlık durumunda Kişisel Verileri Koruma Kurumu ile tüzel kişilerin temas noktası veri sorumlusu olarak belirlenmiştir.

Kişisel veriler konusunda özel kişilerin haklarının ihlal edilmesi durumunda ise yargı yolundan önce Kişisel Verileri Koruma Kurumu’na başvuru yapılması hükme bağlandı. Kanun, kişisel verilerin korunması kapsamındaki başvurular için kademeli bir başvuru usulü öngörmüştür. İlgili kişilerin, sahip oldukları hakları kullanabilmeleri için öncelikle veri sorumlusuna başvurmaları zorunludur. Bu yol tüketilmeden Kurula şikâyet yoluna gidilemez.

Kurum ve kuruluşların kontrollü kapı geçişlerinde alınan kişisel bilgilerden küresel internet servislerinde tutulan kişisel bilgilere kadar çok geniş bir uygulama alanına sahip kişisel verilerin korunması konusunun etkinliği, yerel olduğu kadar uluslararası düzenlemelere de ihtiyaç duymaktadır. Kişisel veri güvenliği konusunda tüm Avrupa genelinde Avrupa Birliği vatandaşlarını korumaya yönelik uyumlu bir dizi veri gizliliği yasası hazırlamak için geliştirilen AB Genel Veri Koruma Regülasyonu (GDPR), küresel uyum sürecindeki en belirgin hamleler arasında yer alıyor.

Kişisel verilerin korunması konusunda, genel itibariyle, gelişmiş ülkelerin daha duyarlı olduğunu söylemek mümkün. Bu kapsamda, Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümü için hazırlanan “Gizlilik Kalkanı” anlaşması 12 Temmuz 2016 tarihinde kabul edildi.

Kişisel verilerin korunmasında uyum, günümüzde bütün devletleri ilgilendiren bölgesel ve küresel bir süreç haline geldi. Özellikle ticari faaliyetlerden doğan risklerin önlenmesi ve uyuşmazlıkların çözümü için yapılan hamleler henüz tamamlanmadı. Uyuma yönelik yapısal çözümlerin ve işbirliklerinin önümüzdeki dönemlerde de devam edeceğini söylemek mümkün. Gelişen teknolojiyle birlikte yeni veri işleme yöntem ve tekniklerinin gelişeceğinin sinyalleri de nesnelerin İnterneti olarak adlandırılan WEB 3.0 ile kendini göstermeye başladı. Kişisel verilerin korunması uyum sürecinin önümüzdeki yıllarda da gündemde kalacağını söyleyebiliriz.

Av. Yelda Gizem ASLAN & Bil. Tek. Uzm. Çığır İLBAŞ


Bir yanıt yazın

Translate »