Çığır İlbaş

Mavi Balina ve Momo Masalları

08.03.2019 Tüm hakları saklıdır. Bu sayfaya referans vererek kullanabilirsiniz.

Mavi Balina ve Momo olaylarının en büyük ortak özellikleri, çocuklara zarar verdiği iddiasının yanı sıra gerçek olduklarına dair tek bir kanıtın bile bulunamamasıdır. Her iki olayda da haberlerin yayılma biçimi ve önemli gündem maddesi olana kadar geçen aşamalar büyük benzerlikler gösteriyor.

Çocuk intiharlarıyla ilişkilendirilen bu oyunların (Mavi balina için oyun, Momo için viral zincir demek daha doğru) dijital dünyada hiçbir izi yok. Siz bu yazıyı okurken tarayıcınızın diğer sekmesinde hangi siteye baktığınızı saniyelik aralıklarla kayıt edebilen servis sağlayıcılar nedense söz konusu oyunlarla ilgili tek bir kayıt bile elde edememiş.

Çocuk istismarı fiillerinin suç oluşu, devletler arasında en geniş katılımla kabul edilmiş ve yaptırımları uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmıştır.

Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunmasına İlişkin 25.10.2007 tarihli sözleşme Türkiye Cumhuriyeti tarafından 25.11.2010 tarihinde imzalanmıştır. Çocuk istismarı ile ilgili kapsamlı hükümler içeren 23.11.2001 tarihli Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi ise Türkiye Cumhuriyeti tarafından 22.04.2014 tarihinde imzalanmıştır. Her iki sözleşme de en geniş küresel katılıma sahip sözleşmeler arasında yer almaktadır.

Çocukların ruh ve beden sağlıklarının korunması  -her kültürde eşit düzeyde olmasa da- küresel açıdan oldukça büyük bir öneme ve hassasiyete sahiptir.

Mavi balina ve momo olaylarında herhangi bir yazılım, indirme linki, ekran görüntüsü olmadığı gibi eldeki tek bulgular elden ele dolaşan ve hukuki delil niteliği taşımayan ekran görüntülerinden ve başka bir cihazla video kaydına alınmış videolardan ibaret. Momo viralinin video paylaşım sitelerinde yayıldığı iddiası da hiç bir şekilde ispatlanamamış.

YouTube sözcüsü yaptığı açıklamada “Medyada yer alan haberlerin aksine, Momo ya da Momo’yu özendiren içeriğe dair hiçbir kanıt yok. Bu tür içerikler kurallarımıza aykırı ve hemen kaldırılır” ifadelerini kullandı.

Ayrıca günümüzde büyük kitlelere hizmet veren video paylaşım sitelerinde içerikler editörler tarafından değil gelişmiş algoritmalar tarafından inceleniyor. Bu nedenle bazı çevreler tarafından iddia edilen “videolar editörler tarafından fark edilene kadar yayılır” teorisi de hiçbir değer ifade etmiyor. Ayrıca böyle bir durum yaşamış dahi olsa mutlaka dijital kalıntılar bırakması gerekir.

Mavi Balina ve Momo olayları için teknik açıdan en mantıklı senaryo kısıtlı bir çevrede kısa süreliğine yayılmış olması ise de ne yazık ki bu görüşü de destekleyecek tek bir kanıt bile yok.

Şimdi konuya farklı bir açıdan bakıp “Belki de böyle bir şey yoktur” diyebilir misiniz? Deseniz de pek bir şey fark etmez. Çünkü konunun öznesi çocuk.

10 yılı aşkın süre hukuk ve ceza davalarında yeminli bilirkişilik yapmış biri olarak söyleyebilirim. Çocuk istismarı suçlarında operasyon için kesin kanıt aranmaz. Çocukların kanıt olmamasıdır asıl amaç. Çok hızlı hareket edilir. İnterpol, Instagram’da çocuk giyim markalarını kimlerin takip ettiğini bile inceler. Profilleri gezer. Potansiyel suçlular titizlikle takip edilir. O derece hassastır konu. Kucağında bebeğiyle verilmiş anne baba pozları bile çok hızlı yayılırsa incelenir. Kimdir necidir diye araştırılır. Abartmıyorum. Konu çocuk olduğunda İnterpol şah damarı kadar yakındadır.

O nedenle İnstagram, “mavibalina” etiketini arattığınızda sizi psikolojik destek vermek için hazırlanmış bir sayfaya yönlendirir. İddiaları inceleyip değerlendirerek karar verecek zaman yoktur. Konu çocuklar olduğunda dijital dünyanın tüm paydaşları tepe lambasını yakıp gaza basan trafik polisleri gibi davranırlar. Öyle davranmak zorundadırlar.

Mavi Balina ve Momo olaylarının İnternet’te hiçbir izi bulunmaması asla yayılmadıklarının veya hiç var olmadıklarının ispatıdır.

Her iki olayın da birer İnternet balonu olduğu apaçık ortada. Ancak sivil toplum kuruluşlarının, kolluk güçlerinin, medyanın, devlet yönetimlerinin çok sevdiği bir balon. Olumlu tarafı çocukların İnternet’teki güvenliği konusunda küresel bilinci artırmak için güzel bir fırsat. Ancak aynı zamanda muhafazakâr yönetimler açsından konuya korku odaklı yaklaşıp yasak ve sansür uygulamalarını artırmak için de güzel bir fırsat.  Sorun küresel olduğunda çözüme kim hangi yöntemle ulaşmış kimse pek umursamaz. Önümüzdeki dönemde yeni bir sansür modeli bizleri bekliyor bile olabilir.

Momo’yla ilgili haberler Momo’dan daha büyük bir risk

Mavi balina ve Momo konusunda yapılan ve yayılan asılsız haberler beraberinde başka tehditleri de gündeme getirdi.

Samaritans ve NSPCC adlı yardım kuruluşları, İngiltere’de Momo yüzünden zarar gören kimsenin olmadığını belirterek “çocukları kendilerine zarar vermeyi düşünmeye sevk edebileceği” için bu haberlerin daha riskli olabileceğine dikkat çekti.

İnternet Güvenliği Merkezi medyaya “sahte haber” yaymakla suçlarken çocuklara yardım örgütü NSPCC’nin açıklamasında “Bizi arayan medya mensuplarının sayısı, çocukları için endişelenen ailelerin sayısından fazla” dedi.

Çocukları Mavi Balina ve Momo’dan çok bu hikayelere inanan otoritelerden korumak daha önemli bir hale geldi.

Yalan haber balonunun bu kadar şişmesi başlı başına bir risk. Çocukları normal şartlarda pek de akıllarına gelmeyecek olan “kendine zarar verme” fikriyle tanıştırmak kaş yaparken göz çıkarmaya neden olabilir. Hatta ölçü çoktan kaçmış gibi görünüyor.

Bazı uzmanlar, bu oyunlarla ilişkili intihar olaylarının yalan haberler medyada yayıldıktan sonra gündeme geldiğine dikkat çekiyorlar. Dolayısıyla bu asılsız haberlerin medyada bu kadar çok rağbet görmesi çocuk intiharlarına neden olmuş bile olabilir.

Florida Atlantic Üniversitesi Kriminoloji Profesörü Sameer Hinduja Mavi Balina konusunda “Basının ilgisi, üretilen hikayeler ve efsaneler sonucunda gerçek olmayan bir şeyin gerçekleşmesini sağladık” iddiasında bulunuyor.

Eldeki tek bilimsel gerçek, son yıllarda Rusya’daki çocuk intihar vakalarındaki hızlı artış. Mavi Balina hikayesinin Rusya’dan çıkmış olması ise aradaki nedenselliği açıklayamadığı gibi; hikayenin intiharlara kılıf bulmak için otoriteler tarafından uydurulmuş olduğu ihtimalini bile akıllara getiriyor ve bazı çevreler de konuya bu açıdan yaklaşıyorlar.

Son olarak Avrupa ülkelerindeki (başta İngiltere) ana akım medya organlarında Mavi Balina ve Momo olaylarının gerçek olmadığına ilişkin haberler ve bilimsel açıklamalar çoğunluğu sağlamışken; Türkiye’de ise tam tersini yaşıyor olmamız oldukça dikkat çekici. Umarım bu tuhaf farklılığın arkasından bir Momo çıkmaz.

Çığır İLBAŞ


Bir yanıt yazın

Translate »